|
Fotograf makinasının çalışması, insan gözünün görme prensipleriyle
aynıdır.Enstantane beyin korteksini, diyafram ise göz irisini temsil eder.
Bir şeyi görebilmemiz için o şeyin ışık alması gerekir. Bizim görebilmemiz
yansıyan ışığa bağlıdır.
Yansıyan ışık göz bebeğimize geldiğinde, göz bebeği ışığın şiddetine
göre kısılır ya da açılır. Bu bizim objektifimizde bulunan diyaframa
benzer. Işığın şiddetini diyafram yapraklarını açarak ya da kapayarak
ayarlarız ve yansıyan şeyi filmimizin görmesini sağlarız.
Enstantane ise, insan beyninde görüntünün oluştuğu yerdeki algılama hızını
temsil eder. Başımızı çevirdiğimizde gördüğümüz şeyin saniye
olarak karşılığıdır.
ASA, bir filmin kimyasal hızını belirleyen uluslararası normdur. Görüntü,
üzerinde kimyasal katman olan filmin üzerine noktalar halinde düşer. Bu
noktaların sayısı ne kadar çoksa, görüntü o kadar keskindir. Buna karşılık
film hızı yavaştır.
Işık(ASA) x Işık şiddeti (Diyafram) : Işık Hızı (Enstantane)= Görüntü
50 ASA ile çekilmiş, aşağıda ki fotografı analiz edelim;
ASA:50, ENSTANTANE: 10 Sn, DİYAFRAM:
2.8
Yukarıda ki fotograf düşük ASA ile çekilmiştir. Burada zaman önemli
bir handikap olarak karşımızdadır. Fotoğraf makinamızın çalışma
prensipleri gereği ışık filmin üzerine sabit düşmelidir. Yeterli
ışık olduğunda göz açıp kapayıncaya kadar görüntü oluşur. Oysa,
10 saniyelik çekim demek, 10 saniye boyunca aynı noktaya ışık gelmesi
demek olduğundan, bu sırada makina yerinden oynarsa ışığın geldiği
nokta değişecek ve dolayısıyla noktalar birbirinin üzerine düşmeye (superpose)
başlayacaktır. Bu da görüntünün bulanık olmasına neden olacaktır. Bu
nedenle uzun çekimlerde fotograf makinası üçayak üzerine sabitlenmek
zorundadır.(Yukarıda ki fotograf genel olarak nettir. Ancak, fotografın sağ
alt köşesine bakıldığında kırmızı iki çizgi görülecektir. Hareket
eden bir vapurun görüntüsü 10 saniye boyunca filmin üzerinde de hareket
etmiştir.)
Böyle bir fotografı çekebilmek içi mutlaka bir üçayağa (tripod)
ihtiyacımız var. 10 Sn. süren bu çekim, insan gözünün karanlığa alışarak
görmesiyle benzerdir. Loş bir odaya girdiğimizde ayrıntıları hemen görmemiz
mümkün olamaz. Bu sırada göz bebeğimiz büyüyerek maksimum ışığı
almaya çalışır ve ayrıntılar yavaş yavaş oluşur.
Burada; hem gözün yavaş algılaması ve hem de görüntü kalitesinin düşük
olması ışığın yetersiz olmasındandır. İnsan gözü, maksimum ışıkla
maksimum hızda algılama yaptığından baktığı şeyi kalitesiz görmektedir.
Bu, düşük ışıkta yüksek asa'lı fotograf çekmeye benzer. Yüksek asalı
filmler; minimum noktalama tekniğiyle maksimum ışığı yakalarlar. Ancak
film üzerinde oluşan nokta sayısı az ve noktaların hacimleri büyük
olduğundan görüntü keskin oluşamaz ve dolayısıyla görüntü kalitesi
düşük gerçekleşir.
|